Motorlu araç kazalarında meydana gelen araç değer kaybı tazminatı istemlerinde, tazminat miktarının hangi yöntemle belirleneceği hususu uzun süredir yargı ve tahkim uygulamalarının odağında yer almaktadır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ekinde yer alan matematiksel/maktu formüller ile Türk Borçlar Kanunu ilkeleri çerçevesinde belirlenen "gerçek zarar" arasındaki uyuşmazlıklar, Anayasa Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatları ile netleşmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık ve İtiraz Hakem Heyetleri, Yargıtay ilgili hukuk daireleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri kararları doğrultusunda; maktu Genel Şartlar formülünün değil, piyasa koşullarına dayalı reel değer kaybı esasının uygulanması zorunlu hale gelmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Karayolları Trafik Kanunu’ndaki ilgili düzenlemelere ilişkin verdiği iptal kararları sonrasında; ZMMS Genel Şartları ekinde yer alan maktu değer kaybı formülünün uygulanma imkanı ortadan kalkmıştır. Hakem heyetleri ve yüksek yargı mercileri, maktu formülün Türk Borçlar Kanunu'nun tazminat hukuku ilkelerine aykırı olduğu ve araçtaki gerçek zararı yansıtmada yetersiz kaldığı hususunda birleşmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2025/2945, K. 2025/6015): Daire, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından Genel Şartlar’daki formüle dayanılarak belirlenen tazminatı hatalı bulmuştur. Değer kaybının, "aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2. el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el piyasa değeri arasındaki fark" esas alınarak hesaplanması gerektiğini vurgulayarak İtiraz Hakem Heyeti kararını bozmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi (E. 2021/1522, K. 2024/1893): Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince Genel Şartlar Ek-1'deki hesaplama yönteminin kullanılamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi içtihatlarına uygun olarak aracın kaza tarihindeki hasarsız piyasa değeri ile onarılmış piyasa değeri arasındaki farka göre hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiği kararlaştırılmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi (E. 2022/827, K. 2023/509) ve (E. 2023/1364, K. 2025/225): Davalının ZMMS kapsamında araç değer kaybından sorumluluğunun gerçek zarar ile sınırlı olduğu, gerçek zararın ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen kaza tarihindeki hasarsız piyasa değeri ile onarılmış durumdaki piyasa değeri farkı yöntemiyle belirleneceği ifade edilmiştir.
Sigorta Uyuşmazlık Hakemi (K. 2025/532676): Anayasa Mahkemesi kararından sonra Genel Şartlar'daki formülün geçerli olmadığı ve uygulanacak temel yöntemin reel değer kaybı olduğu açıkça tespit edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti (K. 2022/İHK-42064): Genel Şartlar'daki maktu formülün Borçlar Kanununda belirlenen tazminat hukuku ilkelerine aykırı düşmesi ve araçtaki gerçek zararın tespitini yapmaya elverişli olmaması gerekçesiyle uygulanamayacağı belirtilmiştir.
Piyasa rayiç farkına dayalı değer kaybı tespiti teknik uzmanlık gerektirmekte olup bilirkişilerce yapılan araştırmalarda somut kriterler esas alınmaktadır.
Teknik Kriterler ve Piyasa Araştırması: Aracın marka, modeli, imal yılı, kaza anındaki kilometresi, kullanım tarzı, hasara uğrayan parçaların adedi ve niteliği, yapılan onarım işlemleri ile geçmiş TRAMER kayıtları bir bütün olarak değerlendirilir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti (K. 2015/İHK-996): Değer kaybı hesabının teknik uzmanlık gerektirdiği, aracın yaşı, kilometresi, kullanım şekli, evvelce hasarı olup olmadığı ve mevcut hasarın giderilme biçimi gözetilerek yapılan piyasa araştırmasına dayalı bağımsız bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti (K. 2022/İHK-43786) ve Uyuşmazlık Hakemi (K. 2023/452520): Zararın; aracın modeli, markası, özellikleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı ve geçmiş hasar durumu değerlendirilerek, kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre belirleneceği karara bağlanmıştır.
Hesaplanan reel değer kaybı tazminatından kusur indirimi yapılması ve önceden yapılan ödemelerin mahsubu kanuni bir zorunluluktur.
Kusur ve Mahsup Uygulaması (Sigorta İtiraz Hakem Heyeti - K. 2016/İHK-1261): Bilirkişinin araçta 5.000 TL değer kaybı tespit ettiği olayda, başvuranın %25 kusur oranına tekabül eden miktarın düşülmesiyle 3.750 TL hak kazanıldığı, davalı sigorta tarafından ödenen 2.352 TL mahsup edildikten sonra bakiye 1.398 TL değer kaybına hükmedildiği aktarılmıştır.
Ödemenin Bakiye Zararı Karşılaması (Sigorta Uyuşmazlık Hakemi - K. 2023/452520): Bilirkişi tarafından 17.298,75 TL tutarında değer kaybı tespit edilmiş, davalı sigorta şirketi tarafından daha önce yapılan 15.000,00 TL ödeme mahsup edilerek bakiye 2.298,78 TL zarara karar verilmiştir.
Ödemenin Zararı Tam Karşılaması veya Fazla Olması (Sigorta Hakemi - K. 2025/532676): Yapılan ön ödemenin tespit edilen reel zararı karşılaması veya zarardan fazla olması durumunda başvurunun konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmektedir.
Maktu Formülün Geçersizliği: ZMMS Genel Şartları ekindeki maktu formül Borçlar Kanunu ilkelerine aykırı olup uygulanamaz (Yargıtay 4. HD, E. 2025/2945, K. 2025/6015).
Gerçek Zarar İlkesi: Değer kaybı, aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki farktan ibarettir (İstanbul BAM 40. HD, E. 2021/1522, K. 2024/1893).
Teknik İnceleme ve Piyasa Araştırması: Hesaplamada aracın yaşı, kilometresi, TRAMER geçmişi ve onarım niteliği gözetilerek piyasa araştırması yapılmalıdır (Sigorta İtiraz Hakem Heyeti, K. 2015/İHK-996).
Kusur İndirimi ve Mahsup: Toplam değer kaybından kusur oranı düşülmeli ve varsa sigortaca yapılmış ön ödemeler mahsup edilmelidir (Sigorta İtiraz Hakem Heyeti, K. 2016/İHK-1261).
Sigorta Tahkim Komisyonu ve Yargıtay ile Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik kararları uyarınca araç değer kaybı tazminatında maktu Genel Şartlar formülleri tamamen terk edilmiştir. Aracın kaza öncesi ve sonrası ikinci el piyasa rayiç farkını esas alan "gerçek zarar" ilkesi geçerli kılınmış; kusur oranları ile yapılan ön ödemelerin doğru mahsubu adil tazminatın belirlenmesinde temel şart olarak kabul edilmiştir.