Soybağının tespiti (babalık) ve reddi davaları, bireylerin şahıs varlığı haklarını ve soykütüğünü doğrudan ilgilendirdiğinden kamu düzenine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklarda mahkemelerin en temel yükümlülüğü, hiçbir kuşkuya ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde maddi gerçeği ortaya çıkarmak ve doğru Nüfus Sicili oluşturmaktır.
Bu gerekliliğin bir sonucu olarak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi ile soybağının belirlenmesinde bilimsel verilerden yararlanılması amacıyla emredici ve özel bir usul kuralı getirilmiştir. Bu çalışmada, kan veya doku örneği vermekten imtina edilmesi durumunda uygulanacak yargısal usul ve zor kullanma tedbirlerinin kapsamı Yargıtay kararları ışında incelenmiştir.
Soybağı davalarında gerçeğin tespiti bakımından DNA incelemesi hayati bir öneme sahiptir. 6100 sayılı Kanun’un 292. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; soybağının tespiti için zorunlu olması ve sağlığa zarar vermemesi kaydıyla, taraflar veya üçüncü kişiler vücutlarından kan ya da doku örneği alınmasına katlanmak zorundadırlar. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde ise hâkim, incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri; HMK m. 292'nin emredici, kamu düzenine ilişkin ve özel nitelikte bir kural olduğunu kabul ederek hâkime zor kullanma yetkisini re'sen işletme yükümlülüğü yüklemektedir.
Soybağının reddi veya babalığın tespiti davalarında aleyhine delil toplanacak kişinin veya tarafların Adli Tıp Kurumuna gitmemesi ya da örnek vermekten kaçınması durumunda mahkemece sırasıyla şu usul aşamalarının uygulanması gerekmektedir:
Mahkemece öncelikle kan veya doku örneği verecek tarafa meşruhatlı davetiye çıkarılmalıdır. Bu davetiyede; belirtilen gün, saat ve sağlık kuruluşunda hazır bulunması, örnek vermekten haklı bir neden olmaksızın kaçınması halinde HMK m. 292 gereğince zor kullanılarak bu incelemenin yaptırılacağı hususu açıkça ihtar edilmelidir.
Meşruhatlı ihtara rağmen ilgili kişinin belirlenen randevuya gitmemesi veya gidip de örnek vermekten imtina etmesi halinde mahkemece duraksamadan incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verilir.
Yargıtay içtihatlarına göre HMK m. 292 kapsamında uygulanacak zor kullanma tedbirleri son derece geniş kapsamlıdır. Mahkemece:
İlgili taraf hakkında ihzar (zorla getirme) kararı çıkarılmalıdır.
Gerektiğinde kolluk kuvvetleri aracılığıyla yakalama müzekkeresi düzenlenmelidir.
İlgili şahsın gözlem altına alma tedbiri dahilinde Adli Tıp Kurumuna sevki sağlanmalıdır.
Zor kullanma kararının gereğini yerine getirmeyen ve kolluk/sevk görevini ihmal eden yetkililer hakkında ise cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması mülahaza edilmelidir.
Soybağı araştırmalarında şüpheye yer bırakmayacak sıhhatli bir soncura ulaşılabilmesi için anne, çocuk ve baba olduğu iddia edilen davalının aynı anda birlikte Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek örneklerinin aldırılması ve düzenlenecek DNA raporu doğrultusunda karar verilmesi esastır.
Uygulamada sıklıkla yapılan usul hatası, davalının testten kaçınması üzerine Türk Medeni Kanunu’nun 284. maddesindeki takdir yetkisine veya genel ispat kurallarına dayanılarak (ispat yükünü yerine getirmediği veya kaçındığı gerekçesiyle) davanın doğrudan kabul edilmesi veya reddedilmesidir.
Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere; HMK m. 292 Hükmü sonraki ve özel düzenleme niteliğinde olup, numune vermekten kaçınan şahıs hakkında yukarıda sayılan tüm zor kullanma yolları tüketilmeden ve DNA raporu aldırılmadan karar verilmesi eksik inceleme ve araştırma teşkil etmekte ve kesin bir bozma sebebi sayılmaktadır.
4. Emsal Yargıtay Kararlarının Hukuki Gerekçeleri ve İlam Pasajları
Yargıtay kararlarında HMK m. 292'nin uygulanma biçimine ilişkin yer alan temel hukuki tespitler ve emsal karar pasajları şunlardır:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (26.04.2023 T., E. 2022/33, K. 2023/377):
"Dolayısıyla söz konusu kanun değişikliği dikkate alındığında derhal uygulama prensibi gereği doğru sonucun elde edilebilmesi için sonraki kanun olan HMK'nın 292 nci maddesi hükmüne göre kan ve doku örneği vermekten kaçınan davalı hakkında gerektiğinde yakalama, ihzar, gözlem altına alma da dâhil olmak üzere tüm zor kullanma tedbirlerinin uygulanması suretiyle ve de zor kullanma görevini ihmâl eden yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiği de düşünülerek alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği şüphesizdir."
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (24.02.2026 T., E. 2025/9141, K. 2026/2170):
"HMK'nın 292 nci maddesi hükmüne göre kan ve doku örneği vermekten kaçınanlar hakkında gerektiğinde yakalama, ihzar, gözlem altına alma da dâhil olmak üzere tüm zor kullanma tedbirlerinin uygulanması suretiyle ve de zor kullanma görevini ihmâl eden yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiği de düşünülerek alınacak DNA rapor doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (18.10.2018 T., E. 2017/1927, K. 2018/1471):
"Babalık iddiası ile ilgili olarak DNA testi yaptırmak üzere davalı ...'e meşruhatlı davetiye çıkarılarak DNA testi için gerekli kan örneklerini vermesi, aksi taktirde zor kullanılarak bu incelemenin yaptırılacağı hususu ihtar edilmeli, ihtara rağmen davalı gelmez veya gelir de kan örneklerini vermez ise bu incelemelerin zor kullanılarak yapılmasına karar verilip DNA testi yaptırılıp alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmesi gerekir."
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (06.11.2024 T., E. 2024/5895, K. 2024/8360):
Daire; doku ve kan örneği vermekten kaçınan kişiler hakkında zor kullanma tedbirleri uygulanmadan yalnızca diğer delillere dayanılarak davanın kabul edilmesinin usule aykırı olduğunu ve eksik inceleme teşkil ettiğini hükme bağlamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (29.04.2024 T., E. 2024/1263, K. 2024/2926):
"Soybağına ilişkin davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek Mahkemece, davacı anne, soybağı düzenlenecek olan çocuk ve baba olduğu iddia edilen davalının aynı anda birlikte DNA örneği vermek üzere sevk edilerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir."
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (02.05.2019 T., E. 2017/10290, K. 2019/4506):
"DNA testi yaptırmak üzere davacı ...'a tekrar meşruhatlı davetiye çıkarılarak DNA testi için gerekli kan ve doku örneklerini vermesi, aksi taktirde zor kullanılarak bu incelemenin yaptırılacağı hususu ihtar edilmeli..."
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi (23.12.2015 T., E. 2015/5033, K. 2015/19035) ve (18.11.2014 T., E. 2014/7889, K. 2014/16473):
Teste gelmeyen tarafın aleyhine sonuç doğmuş sayılarak davanın doğrudan kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, hâkimin zor kullanma yetkisini mutlaka işletmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Soybağı davalarında testten kaçınma ve HMK m. 292'nin uygulanmasına ilişkin emsal kararların özeti şu şekildedir:
Zor Kullanma Tedbirlerinin Tüketilmesi Zorunluluğu: Örnek vermekten kaçınan davalı hakkında ihzar, yakalama ve gözlem altına alma tedbirlerinin tamamı uygulanmalıdır (Yargıtay HGK, E. 2022/33, K. 2023/377).
Kaçınmanın Doğrudan Aleyhe Değerlendirilemeyeceği: Tarafın teste gelmemesi üzerine zor kullanma yolları denenmeden davanın kabulü veya reddi bozma nedenidir (Yargıtay 2. HD, E. 2025/9141, K. 2026/2170).
İhtarlı Meşruhatlı Davetiye Şartı: Zor kullanma kararı verilmeden önce ilgiliye meşruhatlı ihtar meşruhatı içeren davetiye tebliğ edilmelidir (Yargıtay 8. HD, E. 2017/10290, K. 2019/4506).
Doğru Sicil ve Birlikte Sevk İlkesi: Maddi gerçeğin tespiti için anne, çocuk ve davalının eş zamanlı sevkiyle DNA raporu aldırılması zorunludur (Yargıtay 2. HD, E. 2024/1263, K. 2024/2926).
Soybağının tespiti ve reddi davaları, kamu düzenini ilgilendiren ve doğru Nüfus Sicilinin oluşturulmasını zorunlu kılan davalardır. HMK’nın 292. maddesi, bu tür davalarda taraflara kan ve doku örneği verme yükümlülüğü getirmekte; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ise hâkime takdir yetkisi değil, zor kullanma yükümlülüğü tanımaktadır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca; teste katılmayan veya numune vermekten imtina eden şahıs hakkında ihtarlı meşruhatlı davetiye çıkarılması, gelinmediği takdirde ihzar, yakalama ve gözlem altına alma tedbirleri uygulanarak DNA incelemesinin tamamlanması zorunludur. Bu prosedür işletilmeden taraf aleyhine doğrudan karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmektedir.